SeS SEDA ***BİR ZAMANLAR Diye Başlayan Hikayeler***

 


                      BİR ZAMANLAR Diye Başlayan Hikayeler

     Değer nedir? Siz ne kadar değerlisiniz? Haftaya kaç lira kur ile başladınız veyahut kaç kırat değer biçildiniz? 

   "Kalite tesadüf değildir" diye anonim bir söz vardır. Yaptıklarınız, yaşattıklarınız, ortaya koyduklarınız ve yaşantınızla ölçülürsünüz anlattıklarınızla değil. İnsanların menfaati size ancak sanal bir değer katar ki bu da içi helyumla dolu bir balona benzer. Uçar gider ve ilk takıldığı yabancı cisme yenik düşer. 

     Peki siz hangi renk balon tarafından önemsenmek isterdiniz?

     Pembe balon hayalleri kurdunuz, mavi olanını beklediniz ama elinizde patlayan kırmızı balon oldu. Oysa hepsi sadece ucuz bir plastik ve gazdan ibaretti. Ama elinizdeki en önemli şeyin bu olduğunu sandınız. İşte kişisel ilişkilerimiz de böyle birşey. Hayalini kurarken önemsediğimiz herşey, elimize geçince cepte bozuk para olur. Harcayıp bittikten bir süre sonra, çarçur etmenin sarhoşluğu geçer ve sadece "BİR ZAMANLAR diye başlayan" hikayelere bırakır kendini. 

     " Altın çöpe düşse değerin' kaybeder mi, tenekeyi parlatsan hiç çeyrek altın eder mi?" der ozan. 

     Bazı insanlar uzaktan bakıldığında pırlanta gibi parlar aynen dizi oyuncularının açıkta olan tüm uzuvları gibi. Özel bir kimyasal kapatıcı makyaj malzemesi ile cilt tamamıyla pürüzlü ve lekeli görünümünden arındırılarak saten gibi bir ten izlenimi verilir. Siz diziyi izlerken, birileri oyuncunun üzerindeki kıyafeti yüksek meblağ tutarına satın almanın derdine düşer. Çünkü televizyonlarda periyodik olarak izlediğimiz bir çok oyuncu, sunucu ya da gösteri sanatçısı bazı markaların sezonluk yüzüdür aslında. Peki bu insanlar gerçek hayatlarında da günün her saati bütün vücutları porselen fondötenle mi yaşıyorlar? İlla ki saten çarşafların içinde ipek pijamalarla mı uyuyorlar? Hiç yakası sünmüş, paçası çekmiş giysileri, kenarı sökülmüş iç çamaşırları olmaz mı? Emel Sayın, Mavi Boncuk filmin zannedildiği gibi tuvaletle mi oturur evinde? Ulaşılmaz olarak gördüğümüz insanlar hep biftek pirzola yer de hiç mi bakla, kapuska sevmez?

     Hayaller ulaşılınca gerçek olur. Çoğu kere büyü bozulur, sıradanlaşır. Sahip olmak da böyle bir şeydir işte. Bazen bir arkadaşlık, kimi zaman aşk ya da eşya. Bir zamanlar "Sirius bu" diye düşündüğünüz bir kimseyi dip boyası gelmiş, taranmamış saçlarıyla gördüğünüzde bir başka Sirius'e değişmek insanın doğasındandır. Kuran'da, İnsan suresinin üçüncü ayetinde şöyle denilir;

     "Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. Artık o; isterse şükreden olur, isterse nankör."

     Bir de önem satanlar var! Kendini önemli hissettiren sıradanlıklar var. Mavi balon vaad ederken kendileri için sıraladıkları önemi satarlar aslında pembe balon karşılığında. Bunun için de hayatta çok fazla şansı kalmamış, ümitten başka hiçbir hazinesi olmayan insanlardan seçerler avlarını. Ümidi, umuda çevirerek bir süre oyalarlar ki yeterince övgü, iltifat ve önem toplayabilsinlerdir amaç. Falsoları ortaya çıkacağı zaman bir bahane bulup mağduru önemsizleştirerek algı yaparlar ya da sessizce yok olurlar. Eğer mağdur kişi, zokayı yutmuşsa oyun devam eder. İşte insanların temiz pembe hayalleri böyle çalınır. Mutsuz insanlar, güven duygusunu kaybetmiş bireyler bu şekilde kendilerini önemsizleşme algısıyla yıpratırlar. Çoğu zaman ise bunun için diğer insanları suçlayarak çevrelerini daraltırlar.

     Kalite çaba ile oluşmaz. Bu bireyin hamuruyla alakalıdır. Prensipler değildir insana değer katan, iyi insan zaten prensiplerinden anlaşılır. Sırtınızı yasladığınızda dinlendirmeden kalkmamalıdır gerçek dost. Taş atsanız da gülüverendir gerçek insan. İnsanı; insan eden şükre zorlayan değil, şükre sevinendir.
 Sevgiyle...

    Seda ATALAY







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SeS SEDA *** Ana Sayfası***