SeS SEDA ***Bu Jean Pantolonlar***
BU JEAN PANTOLONLAR
"İnsanın kendisine yakışanı giymesidir moda" klişesine muhalefet olarak; "Birilerinin öncülüğüyle başlayarak, akım haline gelen topluca yapılan seçimlerdir moda." diyerek bu haftanın yazısına başlayalım.
Genellikle giyimle ilgili sınırlar koymamıza rağmen, her türlü seçeneği kapsar moda. Fakat biz yine de toplumların en çok göze batan kültürü olan giyimden bahsedelim.
Bunda birkaç sene önce bir arkadaşım, giyim şeklinin kişinin karakterini yansıttığını söylemişti. Karakter çok iddialı bir söz olsa da aslında daha ziyade yaşam koşullarını ele verir. Yaşam koşulu denince akla tek gelen ekonomik düzen gibi algılansa da coğrafi koşullar, eğitim seviyesi de koşullara tabidir.
Araplar entari ve altına pijamavari pantolon giyerler. Ülkemizde bu dini bir giyim tarzı zannedilse de aslında iklim koşullarına uygun sadece rahat bir kıyafettir. Özellikle beyaz tercih edilir. Açık renklerin güneş ışınlarını itme özelliği vardır. Erkekler, başlarına puşi sarar, agal ile de sabitlerler. Bu, yazın sıcaktan kışın soğuktan korunmaya yarar.
Eşarp, yemeni, çember ya da türban kadın giysisi olup dünyanın her tarafında etnik bir aksesuar olmasına rağmen Ortadoğu toplumlarında dini bir mecburiyet olarak görülür. Pantolon, her nedense erkek kıyafetidir. Ancak Türk kadınının giydiği şalvar da bir nevi pantolon değil midir?
Batılıların geleneksel kıyafeti zamanla değişerek bugünki anlayışına bürünmüştür. Biz bu giyim biçimini, medeni giyim olarak kabul ediyoruz. Bazen kimi giyim ve aksesuarların ismini yanlış taşıyoruz kendi kültürümüze; aynen türban gibi. Türban, Fransızca bir sözcük olup, aslında kadın şapkasıdır.
Ülkemizde, seksenler ve doksanlarda çokça moda olup, tesettürlü giyinen kesim tarafından o gün bugündür tercih edilen Afgan geleneksel giysileri modernlize edilerek yaşantımızda yer aldı. Son günlerdeyse, bir kimono akımı başladı ki kadını geyşa gibi gören toplumumuz için zamanla nasıl kabul göreceğini, ne amaçla nerelerde giyileceğini merak ediyorum. Aslında bu yazımı yazmama neden olan bu merakımdır. Fakat günlerdir düşünürken her yol ülkemizde kot olarak anılan jean kumaştan yapılan giysilere oldu.
Çocukluğum boyunca çevremde kot pantolon giyenler gominis (kominist) olarak yaftalanırdı. Özellikle muhafazakar kesim için kot pantalon giymek dinsizlik demekti. Hatta kot pantolon giymenin günah olduğunun Kur'an'da bile yazıldığını iddia edenleri bilirim. Oysa genç kızlık dönemimde protest müzik türlerinden olan altearnetif rock grup ve şarkıcıların kominizmi temsil ettiği düşüncesiyle kravat ve takım elbise ile sahneye çıktıklarını okumuştum. Robert Palmer, Spandau Ballet gibi toplulukları sahnede asla kravatsız göremezsiniz.
Ülkemize 1950'lerde Muhteşem Kot adlı bir tekstilci tarafından getirilen ve asıl süksesini 1970'lerde yapan jean kumaşının öyküsünü 1990'ların ortalarında işlettiğim butik için bir kot firmasıyla anlaştığımda araştırmıştım.
Alman asıllı Amerikalı bir pamuk üreticisi olan maden işçisi Levi Strauss, pamukları para etmeyip tarlada kaldığında, ürününü kendi kendine dokumaya karar verir. İpliğini kendi yöntemleriyle boyadığı kumaşlardan madende giymek için diktiği sloped tarzı, metal düğmeli pantolonları kısa sürede ilgi görür. Önceleri iş arkadaşlarına dikerek ek gelir sağlar. Sonraları kasabanın dükkanının verdiği siparişleri yetiştirebilmek için maden ocağındaki işinden ayrılır. 1853'de bunu öğrenen bir tekstil firmasına yazın serin kışın sıcak tutan kumaşın patentini markaya isminin verilmesi şartıyla süresiz satar. Levi's, bir dünya markası olur ve bugün hala Strauss'un varisleri bu patentin geliriyle lüks bir hayat sürdürmekteler.
Benim bu hikayeden çıkarımım, ülkemizde kot olarak anılan blue jean kumaş aslında bir işçi kumaşıdır. Vasfını, vasıfsızlıktan almış, varoştan nitelik kazanmış BU JEAN PANTOLONLAR Kur'an'da geçmese de Kur'an'nın temsilcisi gibi sosyalist bir kumaştır. Belki de bu yüzden yama ve yırtığı en iyi taşıma özelliği olan yegane giysiler bu kumaştan dikilir. Kominist bir ülke olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ülkelerinde 1991 yılında birliğin dağılmasına kadar jean kumaş ve giysilerin Amerikan menşeli olması nedeniyle satılması yasaktı. Şimdi bizde yasak olmamasına rağmen, tekstildeki kalitenin düşmesinden ötürü ne yazık ki marka mağazalarda bile kot diye taklit lasteks bir kumaş yutturuluyor. Zannımca, işte tam da bu Kur'an'da yazıyor!
Sevgiyle...
Seda ATALAY


Yorumlar
Yorum Gönder