SeS SEDA ***Neden Örgü Olmasın***
İzlemek için tıklayınız
NEDEN ÖRGÜ OLMASIN
Bu haftaki yazımı örgü ve örgü örmek üzerine hazırladım dersem, çok çok çok eminim ki birçok insan küçümser bakışlar atacaktır. Ancak benim okuyucum, entellektüel, bilgiye her daim aç, yeni fikir ve akla açık kimseler olduğundan okumaya devam edeceklerdir.
Neden örgü?
Bana göre asıl sorulması gereken, şimdiye kadar NEDEN ÖRGÜ OLMASIN olması gerekirdi!
Yaşı kırkın üzerinde olanlar hatırlar; Cemile Kutgün adında TRT sunucusu bir hanım vardı. Müzik eğlence programlarda türkücüleri sahneye davet ederken hep aynı cümleyi kurardı. "Biz duygularımızı türkülere gömmüşüz. Onlar ile ağlayıp, onlar ile gülmüşüz." derdi.
Sonra bir gün Can Etili adındaki türkücünün bir röportaj sırasında milli kıyafetli bebekler koleksiyonu olduğu ve bir sergi hazırlığı içinde bulunduğundan bahsettiği dikkatimi çektiğinde henüz ilkokul öğrencisiydim. Sonrasında Bedia Akartürk, Süreyya Davulcuoğlu gibi türkücülerin programlarına her zaman yöresel kıyafetlerle neden katıldığını farketmiş oldum. Demek feodal gibi algıladığımız birçok şey aslında entelektüel kesim için bir kültürel hazineymiş.
Yukarıdaki örneklemeler sadece bir kısım. Benim bu konulardaki asıl ilgi alanım örgü. Cemile Kutgün'ün dediği gibi duygular türkülerde, örgülerde, kilimlerde saklı. Çoğu zaman feodal yaşam kültürü olarak algıladığımız bu yaşam biçimi, modern kültürü besleyen tek olgu.
İlgi alanım örgü demiştim. Bir yazar olarak, istikrarlı bir sponsora denk geldiğimde yapacağım iş ülkeyi karış karış gezip Anadolu insanının örgülerinin hikayelerini derleyip öykülerime giydirmek. Bu anlamda küçük bir polisiye komedi denemem olduğunu, henüz taslak halindeki öykümün adını da bir dantel örneğinin adından esinlendiğimi ekliyeyim.
Örgünün bir kültür hazinesi olduğundan bahsettikten sonra gelelim ticari boyutuna!
Birileri tarafından kabul edilse de edilmese de ülkemizde örgü örerek evini geçindiren, çocuk okutan ve hatta mülk edinenler bile var.
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde örgü bir sektör haline getirilmiş. Bizdekilere göre daha büyük çapta ve ciddi kurslar açılarak profesyonel örgücüler yetiştirilip, sigortalı olarak istihdam sağlanır. İtalya, Fransa, Almanya gibi çağdaş ülkeler örgü örme kültürünü sadece yaşatma amacına bağlı kalmadan ülke ekonomisine sokmuşlardır.
Hiç dikkatinizi çekti mi? Çoğu örgü, dikiş, nakış dergileri Avrupa kökenli olup, diğer ülkelerdeyse bu dergilerden alıntılar yapılmaktadır. Orta Avrupa toplumlarında örgü çoğunlukla ev dekorasyonu üretiminde kullanılmasına rağmen Rusya ve Kuzey Avrupa ülke insanları daha ziyade giyimde öncelik vermiştir. Son zamanlarda Arabistanlı kadınların hobi olarak örgüye çok fazla yönlendikleri de dikkat ettiklerim arasında. Ülkemizde ise ağırlık olarak el dokuması halı ve iğne oyası takı üretimi az da olsa ihraç edilmek üzere devlet tarafından desteklenmekte.
Bizde seksenli yıllarda Özal Hükümeti döneminde ev kadınlarını meslek edindirme projesi kapsamında çeşitli kurslar açılıp iki yıl ödemesiz ya da hibe şeklinde kadınlara yönelik sanayi tipi dikiş, overlok ve trikotaj makineleri için kredi olanakları tanınmıştı. O dönemlerden meslek edinen ve buradan elde edindikleri gelirlerle ev araba sahibi olan, çocuklarını o günün lüksü sayılan dershanelere gönderenleri biliyorum. Hatta devamında işi büyütüp küçük işletmeler haline gelerek evlerinden çıkıp vergi mükellefi olanların sayısı da hiç az değil. Şimdi baktığımda büyüyecek olan sektörden desteğini kesen sonraki hükümetlerin bu iş gücünü görmezden gelmelerini geriye dönüş olarak nitelendiriyorum. Oysa seksenlerdeki bu atılımdan sonra doksanlardaki tekstil ve örme sanayinde büyük patlama yaşanmış ve Sovyetler Birliğinden ayrılan Türk Özerk Cumhuriyetlerindeki soydaşlarımıza Anadolu'dan etiket dikme, yaka nakışı ve boncuk işleme gibi işler gönderilerek oralardaki soydaşlarımızın ev ekonomilerine katkıda bulunmaları olanağı da açılmıştı.
Alzheimer hastalığına karşın önlem olarak kabul edilen bir eylem olan örgü, bu ülkede verimli bir sektör olma yolundayken şimdi neden görmezden geliniyor? Örmek neden alt kültürün kendini oyalama figürü gibi görülmeye başlandı tekrar? Bunu ben sadece erkek zihniyeti olarak değerlendirsem de Türk erkeklerinde de tıpkı Avrupalılar gibi örgüye yönelen bir kesimin olduğunu bilmek sevindirici. Geçmiş yıllarda başlatılan bir proje kapsamında Tazelenme Üniversitesi bünyesinde örgü örme derslerinin kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın sürdürüldüğü bildiklerim arasında. Bunun dışında Antalya'da Murat Paşa Belediyesi tarafından Asmek bünyesinde erkeklere yönelik örgü kurslarının devam ettiği de güzel bir başarı.
Dileğim; Bu tür kursların zaman geçirmeye yönelik olmasından ziyade, meslek edindirme projeleri kapsamında kapsamında sigortalı bir işe çevrilmesidir. Sevgiyle...
Seda ATALAY

Yorumlar
Yorum Gönder